Omega-3

Faydalı olduğu kanserler: Akciğer, kalınbağırsak, meme, pankreas ve pros­tat. Ayrıca kalınbağırsak, meme, pankreas, prostat kanserlerine karşı koruyucu.

omega-3

Bu grupta yer alan yağ asitleri ALA, EPA ve DHAdır. Genel olarak balık yağında ve keten tohumu yağında bulunmaktadır. Kalp hastalığı, artrit ve böb­rek yetmezliği üzerine koruyucu etkisi vardır. Eksikliğinde depresyon gelişme riski artmaktadır. Meme, kalınbağırsak, pankreas ve prostat kanserinin gelişme riskini azalttığı, kanser hücrelerini öldürdüğü birçok çalışmada saptanmıştır. Ayrıca kanser hastalarında en önemli sorun olan aşırı kilo kaybı ve kas kitlesi­nin yıkımı ile seyreden kaşeksiyi azalttığı gösterilmiştir. Kalınbağırsak kanse­rinin nüks riskini azalttığı, zayıf hastaların sağkalımını uzattığı yönünde ciddi çalışmalar bulunmaktadır. Omega-3, akciğer kanseri, prostat kanseri, meme kanseri ve pankreas kanseri tedavisinde kullanılan ilaçların etkisini artırmakta­dır. Klinik çalışmalarda omega-3 içeren bir diyetin kemoterapiye bağlı bağırsak yan etkilerini ve özefagus kanseri nedeni ile radyoterapi alan hastalarda yan et­kileri azalttığı gösterilmiştir. Balık tüketiminin fazla olduğu toplumlarda meme kanserinin ve kalp hastalığının görülme riskinin düşük olduğu saptanmıştır.
Sardalya, somon, uskumru, kalkan, ringa ve tuna gibi balıklarda bol mik­tarda bulunur. Keten tohumu yağı da en iyi bitkisel omega-3 kaynağıdır. Ay­rıca baklagillerde de bulunmaktadır. Bazıları omega-3′ten zengin diyet veya günde 1-2 çay kaşığı keten tohumu yağı veya günde 1-2 gram omega-3 içeren preparat kullanılmasını tavsiye etmektedir. FDA, kanama riskinin artmaması için günde 3 gram veya daha az omega-3 alınmasını önermektedir.
Uyarılar:
• Omega-3 total LDL kolesterolü artırabilir, pıhtılaşmayı önleyebilir.
• Kan sulandırıcı veya aspirin tedavisi alanların omega-3 desteği kullanma­maları önerilmektedir. Çünkü kanama riski artar.
• Ayrıca omega-3 u bol miktarda içeren balıklarda cıva birikimi olması nede­ni ile bu tür balıkların bol tüketilmemesi önerilmektedir.
• Destek ürünlerinin kullanılması nefes kokusu ve bulantıya neden olabilir.

Folat Doğal bitkisel ve hayvansal gıdalarla alınan vitamin

Kalınbağırsak, meme ve pankreas kanserlerine karşı koruyucu.
Folat ve folik asit, B vitamini olup suda erimektedir. Folat, vücuttaki tüm hücrelerde değişik biçimlerde görevi olan bir vitamindir. Folik asit ise folatın sentetik formu olup, kimyasal olarak sentezlenmektedir.
Folat, yeşil yapraklı sebzelerde, kahvaltılık tahıl ve ekmekte, karaciğer, no­hut ve patateste bol olarak bulunmaktadır. Folik asit, sentetik olup ağızdan alındığı zaman folat’tan daha fazla emilmektedir.
Folat, hücrenin ana yapısı olan DNA’nın yapılması için gerekli olup, ek­sikliğinde hücre bölünmesi azalır ve özellikle hızlı çoğalan hücrelerde (kemik iliği, ağız-mide-bağırsak sisteminin içini döşeyen mukoza, kanser hücreleri gibi) bu etki daha fazla olur. Hamilelik süresince desteği verilmekte olup nöral tüp defekti olarak isimlendirilen kalıtsal hastalığın gelişmesini engeller. Ayrıca çocuklarda medulloblastom gelişme riskini de azaltmaktadır. Folik asit, erkek­lerde spermlerin genetik bozukluk riskini azaltmakta, kalp-damar hastalığı riskini artıran homosistein düzeylerinin azaltılmasında, sigara içenlerde tan­siyonun düşürülmesinde yararlı olmaktadır. Süreğen yorgunluk sendromunda folik asit verilmesinin ek bir yaran yoktur.

folat-dogal-bitkisel-ve-hayvansal-gidalarla-alinan-vitamin

Yapılan klinik çalışmalarda, diyetle bol miktarda folat alan insanlarda ka­lınbağırsak, meme ve pankreas kanseri riskinin azaltıldığı gösterilmiştir. Ka­lınbağırsak kanseri riskinin azaltılması uzun sürede oluşmakta ve folik asit alan kadınlarda 15 yıl sonra belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Prostat kanseri ile ilişkili yapılan araştırmalarda farklı sonuçlar elde edilmiştir. Düşük folat düzeyine sahip insanlarda kalınbağırsak kanseri riskinin arttığı gösterilmiştir.
Folat kanser tedavisinde de kullanılmaktadır. Metotreksat isimli ilacın yan etkilerinin azaltılmasında, 5-fluorourasil isimli ilacın kanser hücrelerini öldü­rücü etkisini artırmada kullanılmaktadır.
Uyarılar:
• Destek olarak günde 1 mgdan daha az kullanılması gereklidir. Daha yüksek dozlarda megaloblastik anemi denen kansızlık hastalığına neden olabilir.
• Yorgunluk sendromunda folik asit verilmesinin ek bir yararı yoktur.
• Yan etki olarak mide rahatsızlığı ve uyku bozuklukları gelişebilmektedir.
• Nöbet için kullanılan antikonvülsanların etkisini azaltabilir.
• Kolestiramin ve sülfosalazin gibi ilaçlarfolat’ın emilimini bozabilir.
• Metotreksat, primetamin ve trimetoprim gibi ilaçlar kullanılırken folat alı­nırsa ilaçların etkisi azalabilir.

Periliyi alcohol

Faydalı olduğu kanserler: Akciğer, beyin, lösemi, meme, pankreas ve prostat.
Lavanta, nane, kiraz ve adaçayı gibi bitkilerden elde edilen esansiyel yağdır. Kanserden korunma ve kanser tedavisi için kullanılmaktadır. Kanser hücrele­rinde bazı hayati önemdeki enzimlerin işlevini bozarak, kanser hücrelerinin çoğalmasını engellemektedir. Laboratuvar çalışmalarında akciğer, beyin, löse­mi, meme, pankreas ve prostat kanseri hücrelerini öldürdüğü gösterilmiştir. Ayrıca kanserin damarlanmasını da engellemektedir. Çalışmalarda etkinliği­nin olması nedeni ile klinik çalışmalara başlanmıştır.

periliyi-alcohol

Periliyi alkolün günde dört defa burun içine sprey şeklinde kullanılması ile kan-beyin bariyeri engelinin kaldırıldığı ve tedaviye rağmen nükseden beyin kanseri olan hastalarda yanıt elde edilebildiği klinik çalışmalarda gösterilmiş­tir. Tedaviye dirençli beyin kanseri olan bir hastada yüzde 0,3′lük periliyi alko­lün burun içine sprey olarak günde 4 defa uygulanması ile yanıt elde edilmiştir.
Küçük bir çalışmada da pankreas kanserli hastalarda yaşam süresinde uza­ma elde edildiği ve kanser hücrelerini öldürdüğü gösterilmiştir. Klinik çalış­malarda ağız yolu ile 1200 mg/m2 dozunda günde 4 defa içinde 250 miligram periliyi alkol ve 250 miligram soya yağı içeren kapsüllerden alınmıştır. Kalın­bağırsak kanseri, meme kanseri, yumurtalık kanseri ile prostat kanseri has­talarında yapılan klinik çalışmalarda da belirgin bir yarar elde edilememiştir.
Çalışmaların sonuçları değerlendirildiğinde periliyi alkolün, beyin tümör­leri ve pankreas kanseri gibi tedaviye daha az yanıt veren hastalarda yararlı olabileceği düşünülmektedir.
Uyarılar:
• Yan etki olarak bulantı, tat değişikliği, yorgunluk ve kanda potasyum dü­şüklüğü görülebilmektedir.

Inositol hexaphosphate (Fitik asit)

Faydalı olduğu kanserler: Akciğer, beyin, kalınbağırsak, karaciğer, lösemi, mallgn melanom, meme, pankreas, prostat ve yumuşak doku.
Fitik asit olarak adlandırılan ‘inositol hexaphosphate (IP6), soya, fasul­ye, kahverengi pirinç, mısır, susam tohumu, buğday kepeği ve diğer yüksek miktarda lif içeren bitkilerde bulunur. İlk olarak 1855′te keşfedilmiştir. İnsü-lin, kalsiyum, kemik iliği, saç büyümesi, göz gelişimi ve yağın karaciğerden vücudun diğer kısımlarına transferi gibi metabolizma olaylarına yardımcıdır. Antioksidan özellik göstermektedir.
Polikistik över hastalığında insülin direncini azaltarak metabolizmayı dü­zelttiği, androjen üretiminin azaltılması ile yumurtalık fonksiyonlarını iyileş­tirdiği, kan basıncı ve kan lipid düzeyini düşürdüğü gösterilmiştir. Günümüzde panik atak, Alzheimer, otizm, obsesif kompulsif bozukluklar ve depresyon gibi hastalıklarda ‘inositol hexaphosphate’ (IP6) tedavisinin etkinliği araştırılmak­tadır. Pıhtılaşmayı azaltmakta ve kan lipit düzeylerini azaltmaktadır. Böbrek taşı, yüksek kolesterol, kalp ve karaciğer hastalığına karşı belirgin koruyucu et­kisi olduğu düşünülmektedir. İnsanlarda yapılmış bir çalışma bulunmamakta­dır. Yeni bir derlemede de ‘inositol hexaphosphate’ (IP6)nın kanser ve yüksek kolesterol tedavisinde yararlı olacağı ileri sürülmüştür. Laboratuvar ve hayvan çalışmalarında kanser sıklığını ve büyümesini azalttığı gösterilmiştir. Meme, prostat ve kalınbağırsak kanseri gibi çeşitli kanserlerin gelişimini engellemek­tedir. Hücrelere zarar veren serbest oksijen radikallerinin etkisini önler. Bazı­ları IP6′nın anormal hücrelerin bölünmesini yavaşlattığına inanmaktadır.

inositol-hexaphosphate-fitik-asit

Laboratuvar çalışmalarında lösemi, meme, karaciğer, akciğer, malign mela­nom, beyin, prostat, pankreas, yumuşak doku ve kalınbağırsak kanseri gibi çe­şitli kanser hücrelerini öldürdüğü gösterilmiştir, ‘inositol hexaphosphate’ (IP6), kanser hücrelerinin taksan grubu kemoterapi ilaçlarına karşı direnç geliştirmesini azaltmaktadır. Ayrıca kansere karşı bağışıklık sistemi hücrelerini de uyarmaktadır.
Yapılan bir laboratuvar çalışmasında tedavilere dirençli olan pankreas kan­seri hücrelerini öldürdüğü, tedaviye yardımcı olarak etkinliğinin araştırılması gerektiği ileri sürülmüştür. İlginçtir ki, laboratuvar ortamındaki kanser hüc­releri üzerine öldürücü olan dozların, günlük hayatta ‘inositol hexaphosphate’ (IP6) içeren gıdaların yüksek oranda alınmasıyla elde edilebilecek seviyeler olduğu belirlenmiştir. İnsan çalışmalarına geçilmeden önce hayvanlardaki etkinliğinin daha iyi araştırılması gerektiği belirtilmektedir. Yüksek dozların kullanıldığı hayvan çalışmalarında belirgin bir yan etki bulunmamıştır.
Uyanlar:
• IP6 magnezyum, demir, kalsiyum ve çinko gibi minerallere bağlandığı için onların emilimini bozarak yetersiz alımlarına neden olabilir. Bu nedenle mineral desteği içeren ürünlerle, mineral içeren vitamin destekleriyle veya gıdalarla birlikte alınmamalıdır.
• Bölünmüş dozlarda sodyum IP6 8,8 gram/gün aylarca kullanan hastalar­da belirgin yan etki ile karşılaşılmamış olup böbrek taşlarının oluşabileceği gözlenmiştir.
• Kanser tedavisindeki dozları bilinmemekte olup 2 gram/gün üzerindeki dozların bölünerek uygulanması gereklidir.
• Hamile ve emzirenlerde kullanılmamalıdır.

Ellajik asit

Faydalı olduğu kanserler: Cilt, kalınbağırsak, meme, pankreas, prostat ve yemek borusu. Ayrıca kansere karşı koruyucu.
Ahududu, çilek, kızılcık, ceviz ve nar gibi meyvelerde bol miktarda bulunan, kuvvetli anti-kanserojen bir maddedir. Bazı karsinojenlerin kanseri büyütücü etkisini engeller. Antioksidan özellikte olup normal hücreleri korumaktadır. Kanser hücrelerinin ölümüne neden olur. Karsinoj enlerin, hücrenin DNA’sına bağlanmasını engelleyerek veya bağ dokusunu sağlamlaştırarak kanser hücre­sinin damar dışına kaçmasını ve yayılmasını engellediği ileri sürülmektedir,
Kuzey Carolina Kanser Merkezinde yapılan bir çalışmada, kalınbağırsak polipi alınan hastaların günde bir fincan ahududu yemesi ile polip tekrarlama ve kanser gelişme riskinin azaldığı gösterilmiştir. Ayrıca hayvan çalışmaların­da radyoterapinin yan etkilerini azalttığı; cilt, yemek borusu, kalınbağırsak ve pankreas kanseri hücrelerini öldürdüğü gösterilmiştir.

ellajik-asit

Özellikle nar suyunda vücutta ellajik asite dönen maddeler bol miktarda bulunmaktadır. Prostat kanserli hastaların düzenli olarak nar suyu tüketmele-riyle ameliyat veya radyoterapi sonrası PSA artma hızının yavaşladığı gösteril­miştir. Hayvanlarda nar suyunun prostat tümörünün büyümesini engellediği saptanmıştır. Hayvan çalışmalarında dutgillerin ve ellajik asidin dişilik hor­monu olan östrojenin meme kanseri geliştirmesini engellediği gösterilmiştir.
‘Ellajik asit’, ‘quercetin ve ‘resveratrol’un birlikte kullanılması, insan lösemi hücrelerini öldürücü etkilerini belirgin artırmaktadır. Ellajik asit, kanserin da-marlanmasını sağlayan maddelerin etkisini engellemekte ve bu özellikleri ile kan­ser tedavisinde kullanılabilecek maddelerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Belirgin bir yan etkisi bilinmemektedir.
• Sitokrom p450 enzimlerini engellemektedir. Bu nedenle aynı enzim siste­minde metabolize olan ilaçların etkinliğini değiştirebilir.

Zerdeçal Curcuma longa L.

Faydalı olduğu kanserler: Baş-boyun, cilt, idrar yolları ve idrar torbası, kalınbağırsak, meme, mide, pankreas ve rahim ağzı.
İngilizce’de ‘turmeric’ denen zerdeçal, ülkemizde ‘Hint safranı’ olarak da bilinen baharattır. Baharata altın sarısı rengi veren temel bileşendir. Yapılan çalışmalarda iltihap giderici ve antioksidan olduğu gösterilmiştir. Asya’da ya­pılan çalışmalarda ise zerdeçalın zihinsel fonksiyonları artırdığı belirlenmiştir. Hindistan ve Asya’da iltihaplı hastalıkların, cilt yaralarının ve tümörlerinin te­davisinde uzun süredir kullanılmaktadır.

zerdecal-curcuma-longa-l

Yeni yapılan çalışmalarda zerdeçalın, normal olmayan hücrelerin ve kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği gösterilmiştir. Özellikle kanser hücreleri­nin yaşamasını sağlayan enzimin aktivitesini azalttığı gösterilmiştir. İnsanlar­da kanser tedavisinde etkinliği bilinmemekle birlikte kanser hücre kültürü ve hayvan çalışmalarında cilt, meme ve mide-bağırsak sistemi tümörlerinde etkili olduğu saptanmıştır. İnsanlarda ağızdan emiliminin kötü olduğu, alımdan 1-2 saat sonra pik plazma seviyelerine ulaştığı ve 4000 mg/gün ve üstü dozlarında plazmada saptanabildiği gösterilmiştir. İleri evre kalınbağırsak kanserli hasta­larda yapılan ve 36-180 mg/gün zerdeçal kullanılan bir çalışmada, plazmada ve idrarda saptanamamış, zerdeçalın yüzde 65-85′inin dışkı ile atıldığı gösteril­miştir. Zerdeçal bağırsak epiteli ve karaciğerde metabolize olmaktadır. Bağır­saklardan çoğunun değişmeden atılması nedeni ile kalınbağırsak kanserinin gelişiminin engellenmesinde yararlı olabileceği düşünülmektedir. Özellikle kalınbağırsak kanseri riski yüksek insanlarda koruyucu amaçla kullanılması araştırılmaktadır. Kalınbağırsak kanseri, pankreas kanseri gibi kanserlerin tedavisinde kemoterapi ile birlikte kullanılmasının etkinliği ile ilişkili klinik çalışmalar yapılmaktadır. Tayvan ve Hindistan’da yapılan klinik çalışmalarda mesane (idrar yolları ve idrar torbası), yumuşak damak (baş-boyun), mide, rahim ağzı ve ciltte kansere dönüşen lezyonlarda iyileşme sağlandığı gösteril­miştir. Yapılan bir çalışmada 3,6 gram/gün zerdeçal alınmasının kanda aktivite gösterdiği, hafif ishal dışında iyi tolere edildiği gözlenmiştir. Bu nedenle kalın­bağırsak dışındaki sistemik kanser çalışmalarında 3,6 gram/gün üzerinde doz­ların kullanılabileceği ileri sürülmüştür. Hayvan çalışmasında meme kanseri­nin akciğer metastazı yapmasını azalttığı, paclitaxel isimli kemoterapi ilacının meme kanserini öldürücü etkisini belirgin artırdığı saptanmıştır. Bu çalışmada hayvanlara ağız yoluyla verilmiş ve insan çalışmaları için umut olmuştur. Ayrı­ca yeni yapılan başka bir hayvan çalışmasında da zerdeçalın, gemcitabin isimli kemoterapi ilacının pankreas kanseri hücrelerini öldürücü etkisini artırdığı gösterilmiştir. Bu nedenle sistemik tedavinin etkinliğinin artırılmasında yar­dımcı bir ajan olabileceği düşünülmektedir.
Uyarılar:
• Zerdeçalın siklofosfamid, doksorubisin, mekloretamin ve irinotecan isimli ilaçların meme kanseri hücrelerini öldürücü etkisini bozduğunun gösteril­mesi nedeni ile bu ilaçları alan hastaların kullanmaması gereklidir.
• Ayrıca spastik bağırsak hastalığı olanlarda yakınmaları artırdığı için kul­lanılmamalıdır.
• Safra yolları tıkanıklığı, safra taşı, ülser dâhil mide-bağırsak hastalığı olan­ların bu ürünü kullanmaması gereklidir.
• Ayrıca pıhtılaşmayı azaltan ilaçların etkisini artırarak kanamaya neden olabilir.